Online Killer - Bölüm 1
1. Bölüm: Porselen Maskeler
Seul’ün en seçkin mahallelerinden birinde, sabahın gri ışıkları Min-ho’nun bembeyaz tenine vurduğunda, dünya henüz uyanmamıştı. 18 yaşındaki Min-ho, 1.80’lik boyuyla devasa yatağında oturmuş, odasının kusursuz düzenini izliyordu. Babası, ülkenin en sert hukuk firmalarından birinin CEO’su; annesi ise her şeyi bir sanat objesi gibi gören, toz konmasına bile tahammülü olmayan titiz bir kadındı. Min-ho bu evde, annesinin en sevdiği ama dokunmaya korktuğu porselen bir vazo gibi büyümüştü: Değerli, sessiz ve kırılgan görünüşlü.
Aşağı indiğinde yemek odası, bir morg kadar soğuktu. Babası gazetesine gömülmüş, annesi ise masadaki vazo düzenini milimetrik bir hesapla düzeltiyordu. Hiç kimse günaydın demedi; bu evde ses, düzeni bozan bir gürültüden ibaretti.
Min-ho kahvaltısını bitirmeden ayağa kalktı. “Okula gidiyorum,” dedi kısık bir sesle. Annesi başını hafifçe salladı ama bakışları hâlâ vazonun üzerindeki bir gölgedeydi.
Dışarı çıktığında, kapının önünde duran siyah, zırhlı sedanın yanında onu bekleyen devasa bir gölge gördü. Kang-dae… 1.90’lık boyu, keskin yüz hatları ve buz mavisi bakışlarıyla bir heykel kadar kusursuz ama bir o kadar da duygusuz duruyordu. Babası, Min-ho’nun babasının en büyük iş ortağı, dev bir mimarlık şirketinin sahibiydi. Çocukluklarından beri beraber büyümüşlerdi ama aralarında hiçbir zaman samimi bir kelime geçmemişti.
Kang-dae, Min-ho’nun yaklaştığını görünce sadece arabanın kapısını açtı. Tek bir kelime bile etmedi. Min-ho arabaya binerken Kang-dae’nin o baskın, odunsu parfümünün kokusu genzini yaktı. Kang-dae direksiyona geçtiğinde, arabanın içindeki sessizlik neredeyse fiziksel bir ağırlığa dönüştü.
“Derslerin bu sene daha ağır olacak,” dedi Kang-dae, gözlerini yoldan ayırmadan. Sesi o kadar soğuk ve düzdü ki, bir tavsiyeden çok bir emir gibi tınlıyordu.
Min-ho camdan dışarı bakarak, “Biliyorum,” dedi. Kang-dae’nin ona çocukluktan beri aşık olduğu söylenirdi ama bu aşk, Min-ho’nun bildiği hiçbir duyguya benzemiyordu. Kang-dae onu izliyor, takip ediyor ve sanki görünmez bir zincirle kendine bağlıyordu; ama asla duygularını açık etmiyordu. Bu, sevgi değil, mutlak bir sahiplenme biçimiydi.
Okula vardıklarında, zengin çocuklarının dedikodulu bakışları altında arabadan indiler. Kang-dae, Min-ho’nun birkaç adım arkasından yürüyor, devasa cüssesiyle onun etrafında aşılmaz bir kalkan oluşturuyordu. Kimse Min-ho’ya yaklaşmaya, hatta selam vermeye bile cesaret edemiyordu. Kang-dae’nin sessiz varlığı, bir koruma değil, bir izolasyon yöntemiydi.
Sınıfa girdiklerinde Kang-dae kendi sırasına geçti ve tek kelime etmeden önüne döndü. Min-ho ise defterinin arasına gizlediği tabletini çıkardı. Sıradan bir öğrenci gibi görünse de, parmakları hızlıca şifreli bir sunucuya bağlandı: “The Red Frame”.
Ekranın sağ üst köşesinde, kırmızı ve zarif bir çerçeve içinde o yazı belirdi: “The Sculptor (Heykeltıraş) – Haftalık Sıralama: 2. Sıra.”
Min-ho’nun siyah saçlarının arkasına gizlediği kulaklığından ince bir cızırtı geldi. Sitenin gizli odalarında insanlar, bir sonraki “canlı performans” için bahis oynamaya başlamıştı bile. Min-ho, sınıfın en önünde oturan ve her şeye hakim görünen Kang-dae’nin ensesine baktı. Kang-dae, babasının mimarlık dehasıyla şehirler inşa ederken; Min-ho, annesinin sanat tutkusunu karanlık bir boyuta taşıyor, insan bedenlerinden “eserler” yaratıyordu.
Kang-dae’nin haberi yoktu. O, Min-ho’yu kendi inşa ettiği bu cam kafeste koruduğunu sanıyordu. Oysa Min-ho, o kafesin parmaklıklarını çoktan kurbanlarının kemikleriyle süslemeye başlamıştı.
Okul çıkışında Kang-dae yine aynı soğuklukla kapıda belirdi. “Eve gidiyoruz,” dedi, Min-ho’nun kolunu hafif ama sarsılmaz bir güçle tutarak. “Annen akşam yemeğinde geç kalmanı istemiyor.”
Min-ho, Kang-dae’nin elinin altındaki soğukluğu hissetti. Bu adamın içinde bir yerlerde ona karşı bir sıcaklık olup olmadığını merak etti bir an. Ama sonra unuttu. Çünkü bu gece, internetin en karanlık köşesinde, “Heykeltıraş”ın yeni sergisi açılacaktı ve hiçbir aşk, bir canın parmaklarının arasından kayıp gitmesi kadar heyecan verici olamazdı.
Finearts
🌹🌹🌹
Lillyy
TÜRK YAPIM YAOİ NOVEL Mİ
Nisa55
Böyle isteğe göre seri yayınlıyormusunuz?? Acaba 💗
Lillyy
İstek alıyorlar balım
Minaaaa
Hop buradayım görüp hemen geldim
Nunuenha
Devamı gelsin çok iyi
Esmer sevdalisii
Ayy bakalım devamı nasıl olacakkkk
Teşekkürlerrrr
Sana bi cakarim
Vay ne diyossun ya
Aleynaes
Gercekten cok heycanla okudum yeni bölümleri bekliyorum yazarları tebrik ederim 🥹🥹❤️
_Seakii_
Hikayede gördüğüm gibi geldim ,merak ettim
Emeği geçen herkese teşekkürler 🫶
ZehraninKarisi
İste tiktokta couple yaptigin,hesap yoneticisi oldugun insan seri yapinca anlıyorsun bir seyleri🥵